Havas İlmiyle Şifacılıkta Usüller

Havas ilmini kullanarak ifacılık yapmanın en önemli şartının branşlaşmak olduğunu bir önceki yazımızda detaylı olarak vurgulamıştık. Şimdi de diğer hususları arz etmek istiyorum.

Şifacılıkta bizim örnek almamız gereken ilim tıp, kişiler ise doktorlardır. Bir şifacı tıpkı bir doktor gibidir. Yani belli bir alanda uzmandır ve uzmanlık alanı dışına çıkmamalıdır. Ayrıca hastalara ilacı bizzat vermek yerine reçete yazmayı tercih etmelidir.

Metafizik veya parapsikolojik sıkıntıların temel sebebi bedensel, mental ve ruhsal enerji düşüklüğü yada dengesizliğidir. Metafizik dengesizliğin bir çok sebepleri vardır. Örneğin kişi kendine ve ibadetlerine çok dikkat ediyordur ama eşi yada çocukları aşırı negatif süfli baskı altında olabilir. Yada anne babadan kaynaklanan sıkıntılar yaşıyor olabilirler. Hatta arkadaş çevreinin durumu bile etkileyebilir. Evin konumu, komşular, aşırı yapılan ağır zikirler, ehliyetsiz bir tasavvuf şeyhine bağlı olmak, bazı sureleri sürekli ve çok okumak gibi daha bir çok sebep sıralayabiliriz.

Bazen de sebep beden ve ruh uyumsuzluğu, isminin enerjisinin ağır yada hafif gelmesi, aşırı nazara ve hasede uğraması, üveysi biriyle (karşısındakinin enerjisini kendine çeken) sürekli karşılaşması veya aynı ortamda bulunması gibi şeyler olabilir. Enerjinin çok yüksek olması da en az düşüklüğü kadar kişiye etki eder.

Çok sık duyduğumuz bir şey vardır. “Hocam ben namazımı kılıyorum, dualarımı okuyorum, hatta Kuranı Kerim okuyorum. Peki neden bende bu rahatsızlıklar yada musallatlar var?”. Bu sorunun cevabı yukardaki seçenekler arasında vardır. Ama özet cevap olarak “metafizik dengesizlik” diyebiliriz.

İşte şifacının görevi düşük olan enerjinin yükseltilmesi ve dengesiz olan enerjinin dengelenmesini sağlamaktır. Bunun için atılacak ilk adım hastaya uygun reçeteler hazırlayarak, görevler ve ödevler vererek kendi kendini iyi etmesini sağlamaktır. Yoksa hemen muskalar yamak ve okumalar yapmak değildir. Hastaların büyük çoğunluğu bu yöntemle iyileşir. Reçeteyi sadece dualar ve ibadetler olarak düşünmeyin. Gerekirse bitkisel ilaçlar, tıbbi yöntemler, vitaminlerle de takviye etmeniz gerekebilir ve bu konularda da bilgi sahibi olmalısınız.

Siz bir reçete hazırladınız ve hasta buna uymadıysa onunla boşa zaman kaybetmeyin. Ama uyguladı fakat netice alamadıysanız o zaman muska yazmak, rukye veya vird okumak gibi alternatifleri değerlendirebilirsiniz.

Peki hastanın nesi var? Enerji düşüklüğü yada dengesizliğine sebep olan sorun ne? Bunu nasıl anlayacağız?

Genel olarak adına bakım yapmak denen tahlil ve röntgenlerle elbette. Tıpkı bir doktor gibi öncelikle hastanın şikayetleri deaylı olarak dinlenir. Eksik kalan yerler ve muhtemel sebepler için sorular sorulur. Bundan çekinmeyin. Çünü hastalar sizden çoğunlukla kehanet ve falcılık beklerler. Siz bu değilsiniz ve olmamalısınız. Ancak hastayı ilk görüşte tanıyacak kadar da ilim ve feraset sahibi olmalısınız.

Şikayeti dinledikten sonra gerek duyulursa tahlilller başlar. Hastayı tahlil etmek için fizyonomi (ilmi kıyafet) ve isim analizi yapmayı bilmelisiniz. Fizynomide sadece kıyafet ilmi değil, tıbbi veya metafiziki rahatsızlıkların yüz ve vücuttaki göstergelerini de bilmek zorundasınız. Eğer tahliller yetmediyse o zaman ultrasona ihtiyaç var demektir. Bunu da astroloji, nümeroloji ve zaman ilmiyle yaparsınız. Astrolojide klasik burçlar kadar yıldız haritasını ve yükselenini de incelemelisiniz. Zaman ilmiyse doğduğu an, saat, şu andaki yaşı ve hatta size geliş gün ve saatiyle alakalıdır.

Son çare ise mr dır. Bunun için de metafizik varlıkların istihdamını bilmeniz lazım. Başta da dediğimiz gibi bunların hepsini bilemeyebilirsiniz. Bu da sizde bir eksiklik yada kusur değildir. Gayet doğal ve normaldir. Anormal olan ise sizin bu eksikliği kabul etmemenizdir. Nasıl ki doktorlar hastayı tahlil ve mr için başka kişi veya birimlere yönlendiriyorsa siz de bunu yapabilmelisiniz. Tabi bulabilirseniz. İşin maelsef bir de b boyutu var.

Gayemiz inşallah her konuda ayrı ayrı uzmanların yetişmesine katkı sağlamaktır. Destekleriniz için teşekkürler.

Share Button

Havas İlmiyle Yapılabilecek Meslekler 2

Bir önceki yazımızda havas ilmini öğrenerek danışmanlık yani belirli alanlarda yaşam koçluğu yapabileceğinizden bahsetmiştik. Özellikle belirli alanlar diyorum, çünkü bunu her alanda yapmaya kalkarsanız inandırıcılığınızı kaybedebilirsiniz. Ayrıca bırakın başkaları da bu pastadan istifade etsin.

Şimdi işin bir başka boyutu olan şifacılıktan bahsedelim. İnsanlar genellikle metafizik ve parapsikolojik sorunları, bilhassa da hastalıkları sebebiyle havas ehli olarak düşündükleri kişilere müracaat ederler. Genel yapılan muska yazmak, hastaya okumak ve okuma vermek, suya okumak şeklindedir. Bazıları görevli atadıklarını, bazıları reiki veya bioenerji gibi yöntemlerle şifa verdiklerini, bazıları da hacamat yaptıklarını da iddia ederek şifacılığın farklı versiyonlarını da denemektedirler. Genel olarak olumlu sonuç alınamamakla birlikte bazen bunlardan plasebo etkisiyle iyileşenler de vardır.

Bu yapılan çalışmalar özünde kısmen doğru olsa bile genel itibariyle bir çok yanlışlıklar içermekte ve tehlikeli sonuçlar doğurmaktadır. Çünkü yapılan uygulamalar genellikle kitaplarda yazan şeylerin kağıda yada nefese dökülmesi şeklindedir. Elbette yeni şeyler icat etmeye gerek yok. Kitaplarda yazılı olan mücerrep uygulamalardan istifade edilecektir. Ancak siz kitapta yazılı olanı zaman, mekan, kişi ilimlerine vakıf olmadan ve gereklerine riayet etmeden yazarsanız sonuç alamazsınız. Mesela hastanın ruhsal yönünü bilip, onun için gerekli olan vefki astrolojik takvimine göre oluşturup, zamanını akip ederek yazmazsanız sonuç alamazsınız. Daha da kötüsü yazdığınız vefk korumaktan ziyade zarar verir.

O zaman işi doğrusu ne?

İşin doğrusu bugün tıp doktorlarının yaptığıdır. Yani önce yeterince eğitim alıp, bilgiyi stajla pekiştirip, sonrasında branşlaşmaktır. Branşlaşmanın da 2 yönü vardır

1- İlimde branş

2- Uygulamada branşlaşmak.

Havas ilminin çok geniş kapsamlı olduğu ortadadır ve herkesin içtihat derecesinde her şeyi bilmesi zaman alan bir süreçtir. Şifacılık yapacakların öncelikle şifa dallarında yeterli bilgiyi öğrenmesi lazımdır. Bunlar rukye okuma usulleri, metafizik etkiler, parapsikolojik problemler, muska yazım teknikleri, metafizik varlıkların istihdamı, bioenerji ve hacamat olarak ana başlıklar altında toplanabilir. Hangi rahatsızlıklar rukye ile, hangileri muska ile, hangileri bio enerjiyle tedavi edilir, hangi rahatsızlıklarda metafizik varlıklar istihdam edilmelidir, hangi sorunlar hacamat ile çözülür gibi soruların cevapları öğrenilmeden şifacı olunamaz.

Tüm bunları öğrenmek de yeterli değildir. Tıp okuyan bir öğrenci tıbbın bütün dallarının derslerini görür ama sonrasında birini seçip orada uzmanlaşır. KBB doktoru dişin de gözün de anatomosini bilir ama hiç diş çeken, göz muayene eden bir KBB uzmanı göremezsiniz. Elbette pretisyen sağlık ocağı hekimleri genel muayene ederler. Ama sadece basit rahatsızlıklar için ilaç yazar ve ileri boyuttakileri daha kapsamlı bir hastane ve uzman bir hekime havale ederler.

Tıpkı bunun gibi havas ilmiyle şifacılık yapacak olanlar da her şeyi okuyarak öğrenseler bile bir dalda branşlaşmak zorundadır. Aksi halde büyük sıkıntılara sebep olabilir.

Nasıl mı?

Örneğin metafizik varlıklarla çok uğraşan ve onlarla öyle yada böyle iletişim sağlayan kişiye bir rukye hastası gelse, o kimse de ona yönelik çalışma yapsa, rukye hastasında da musallat olmasa, ORDAN AYRILMADAN MUSALLATA maruz kalır. Çünkü metafizik varlıklarla uğraşan kişilerin sadece yanlrında değil, çevrelerinde de varlıklar dolaşır. Yanındaki ulvi bir varlık olsa bile etrafta onara engel olmak ve düşmanlık etmek için dolaşan süfli varlıklar vardır ve oraya gelenlere musallat olabilirler. Keza rukyeci birine musallatlı bir hasta gelse ve ona okusa, hastadaki musallatlar rukyeciye zarar verebilirler.

Bir başka branşlaşma sebebi de havas ilminde neyle çok uğraşır ve uzmanlaşırsanız o konuda mental ve ruhsal olarak gelişirsiniz. Her dalda çalışmalar yaparsanız yerinizde sayarsınız.

Share Button

Havas İlmiyle Yapılabilecek Meslekler 1

Havas ilmi deyince akla ilk gelen ve malesef yapılan işler bellidir. Cincilik, muskacılık, rukyecilik, büyücülük… Genel ortak paydası şifacılık, kadın erkek ilişkileri, para olan işler değişik isimler altında meslek olarak icra ediliyor. İşin tuhafı insanlara şifa dağıttığını söyleyecek kadar hadsiz olanların çoğunun, hatta neredeyse hepsinin ya kendisi, ya ailesi yada çevresindeki bir çok eş dost akrabası metafizik ve parapsikolojik, hatta tıbbi rahatsızlıkların pençesinde kıvranıyor.

www.suleymanasaf.com

İnsanlara aile huzuru, sevgili bulma, gideni döndürme gibi vaatlerde bulunanların ya kendisi boşanmış, ya çoluk çocuğu aile huzursuzluğu çekiyor, yada evinde boşanmamış olsa bile huzur yok. İnsanlara para ve iş kısmeti vaat edenlerin tek geliri insanları sömürmek. Peki nerde kaldı bu insanların “havas uzmanlığı”?

Oysa havas ilmi “ben merkezli” bir ilimdir. Öncelikle bu ilimle uğraşanın kendini ilim, mental ve spiritüel olarak geliştirmesi, kendi sorunları çözmesi ve öncelikle kendine ve kendine ait olan ailesine ve çevresine yardımcı olabilmesi gerekir. Sonra da öncelik bireyler olmak üzere topluma faydalı olmaya çalışmalıdır. www.suleymanasaf.com

Yani havas ilmi öğrenilerek yapılabilecek ilk iş bireysel gelişim ve terakki rehberliğidir. Günümüzün moda tabiriyle “Yaşam Koçluğu”. Bu mesleği özellikle modern astrolojiyle uğraşanlar zaten yapıyorlar. Ama onların kendilerine yaşam koçu demelerinin sebebi falcı, medyum, kahin gibi tanımlamalar hoş durmadığı içindir. Elbette astrolojiyle yaşam koçluğu yapılabilir. Buna diyecek bir sözümüz yok. Ama havas ilmi astrolojiden ibaret değildir.

Bir de yaşam koçluğu tek bir branştan oluşmaz. İş, ekonomi, aile, sağlık, imaj gibi bir çok alanı olan bir meslek dalıdır. Konuyu daha iyi anlamak ve anlatabilmek için öncelikle kısaca yaşam koçu ne demektir onu anlayalım.

www.suleymanasaf.com

Koç (coach) demek bireyi bulunduğu yer ve durumdan (nötr yada negatif) daha iyi duruma götüren rehber demektir. Batıda takım antrenörlerine koç denmesinin sebebi de budur. Bir takımı liderlik koltuğuna veya en yakınına taşıyacak şekilde çalıştıran rehbere koç denir.

Yaşam koçu bireysel olduğu gibi takımsal ilerlemek içinde rehberlik edebilir. Tabi öncelikle rehberlik etmeye kalkıştığı alanda kendisinin yeterince bilgi ve tecrübeye sahip olması, ve kendisinin başkası için hedef olarak gösterdiği sonuca ulaşmış olması gerekmektedir. Yoksa inandırıcılığını kaybeder ve danışan (müşteri) bulamaz.   

Bir diğer önemli hususta bu konunun mutlaka eğitiminin alınması gerektiğidir. Havas ilmiyle öğrendikleriniz kadar önemli olan bir husus onu karşınızdakine aktarmaktır. Bunun için diksiyon, hitabet, doğru soru teknikleri, problemlere bakış açısı gibi konuları mutlaka öğrenmelisiniz. Bunun için de mutlaka uzman olan bir yerden eğitim almanız gerekir. www.suleymanasaf.com

 Tabiki bu eğitimin bir bedeli vardır. Uluslar arası geçerliliği olan kuruluşlardan alınacak bir eğitimin maliyeti yaklaşık 15-20.000TL civarıdır. Rakam size büyük gelse de seans başı (1-1,5 saat) ücretin 150 TL den başlayıp 1000TL ye kadar çıktığını düşünürseniz bahsettiğimiz eğitim ücreti sizin ortalama 1 aylık kazancınıza tekabül eder. Bu işten aylık 100.000TL+ kazanç elde edebileceğinizi de hesap edersek bahsedilen rakam çerez parası durumuna düşer.

Peki havas ilmini öğrenen bir kişi hangi alanlarda yaşam koçluğu yapabilir?

Günümüzde bu eğitimi almamış yaşam koçlarının danışmanlık yaptığı her alanda danışmanlık yapabilir. Üstelik bu ilimleri bilen birisi bu işi onlardan çok daha ileri düzeyde, daha etkin ve doğru yapar. Birkaç başlık halinde sayarsak. www.suleymanasaf.com

  1. Parapsikolojik ve metafizik konularda danışmanlık (koçluk). Size musallat, büyü, nazar gibi sorunlarla gelen birini muska yazıp okuyarak iyileştirmeye çalışmak mı daha etkin sonuç verir, yoksa ona bu sorunlarla mücadele edip başa çıkmayı öğretmek mi? Bunun cevabını şöyle verelim. Doktorlar (istisnai durumlar hariç) ilaç mı uygular yoksa ilaç mı tavsiye eder? Elbette kullanacağı ilaçları, hastalıktan korunma ve kurtulma yöntemleriyle beraber hastaya tavsiye eder. Doktorlar tedavi etmez, nasıl tedavi olacağınızı öğretir. Eğer ilaç ve tavsiye boyutu aşılmışsa ancak o zaman serum yada ameliyat devreye girer. Havas ilmini bilen bir parafizik yaşam koçu da aynen böyledir. Hastaya yol gösterir, gerekirse ödevler verir ve belli seanslarla bunu kontrol eder. Böylece danışan hem size yüklenmez, sorumluluğu kendinden sizin üstünüze atmaz hem de bir daha o hastalığa yakalandığında ne yapacağını bilir.  Korkmayın, iyileşen bir hasta kayıp değil, kazançtır. Canlı reklam aracıdır ve bu kadar parafizik rahatsızlıkların olduğu toplumda yeni müşteriler demektir. www.suleymanasaf.com
  2. İş ve Meslek danışmanlığı. Bu konuda yazılmış onlarca eser, verilmiş yüzlerce seminer var. Ancak bunların çoğunluğu iş ve meslek gelişimini bilimsel temellere, yaşamsal deneylere dayandırarak anlatmaya çalışır. Olayın metafizik ve parapsikolojik boyutuna yeterince eğilmez. Halbuki iş ve meslek seçimi sınavda zoraki yada tesadüfen kazandığınız üniversite bölümüne, yada ailenizin sizin için seçtiği yaşam biçimine bağlı olmayacak kadar hassas bir konudur. Emel mantık “kendine isteyerek yada tesadüfen biçilen rolü iyi oyna ve işinde başarılı ol” şeklinde başlar ve ilerler. Gerçek ise “karakterine, ismine, astro haritana, kişiliğine, içsel yatkınlığına uygun mesleği seçersen başarı kendiliğinden gelir” olgusudur. Bu sebeple “kendine  en uygun mesleği seçen kişiler başarılıdır (yada çocuğunuza uygun mesleği seçerseniz başarılı olur)”. Bu yüzden 40lı yaşlardan sonra iş ve meslek değiştirip başarıyı yakalayan insan sayısı çok fazladır. Doğru seçim yapılmazsa ya sürekli iş değiştirerek başarısız deneyimler yaşarsınız, yada sabit olarak bir meslekte boğazı tokluğuna, mutsuz ve yorgun bir hayatı sürünerek yaşarsınız. Bu konuda insanların ciddi rehberliğe, ve havas ilmi uzmanı olan rehberlere ihtiyacı vardır. www.suleymanasaf.com

Bir diğer hususta, insanlar doğru mesleği seçmiş olsalar bile maddi kısmet ve başarısının önünde bir çok metafizik ek oluşabilir. Mesela nazar, büyü, musallat bunlara örnektir. Tüm bu tıkanıklıkları açacak bir uzmana her zaman ihtiyaç vardır. Önemli olan insanlarda bu konuda farkındalık oluşturmak ve tanınmaktır.

Yada hasbel kader yanlış seçim yaparak bir mesleğe yıllarını vermiş ama başarılı olamamış insanların önünü küçük metafizik dokunuşlarla açmakta mümkündür. Tabiki öncelikle bir uyumlama ve ardından olumlama yapmak gerecetir.

3- Evlilik ve aile danışmanlığı. Evliliğin mutlak kader olup olmadığı, yani evleneceğimiz kişinin Allah katında kesinleştirilip bizim de evlendiğimiz kişiyle mecburen evlenip evlenmediğimiz konusu hep tartışma konusu olmuştur. Bu konuda Kuranı Kerimde net bir ifade yoktur. Bazı hadisi şeriflerde farklı versiyonlarda izahatlar vardır. Ancak bu hadisi şeriflerin metin ve teknik analizinde ortaya çıkan sonuçlara bakarsak hadisi şerif olmama ihtimali ortaya çıkar.

Bence; www.suleymanasaf.com

Eğer evlilik yapacağımız kişi mecburi kaderimiz olsaydı boşanmaların, yeniden ve hatta defalarca evlenmelerin, aile mutsuzluklarının olmaması gerekirdi ve boşanmanın da kesin dille haram kılınması yani yasaklanması gerekirdi. Ayrıca Allah’ın belirli şartlarda çok eşliliğe izin vermemesi de gerekirdi. Yine evliliğe aile veya çevreden üçüncü kişilerin aracı ve etkin olmaması da lazımdı. Doğrusunu Allah bilir ancak benim kabul etiğim tez eşimiz olacak kişinin mecburi kader olmadığı, uyum ve anlaşmaya dayalı tercihler olduğu şeklindedir..

O zaman mutlu bir evlilik ve sağlıklı bir yuva için doğru tercih en önemli adımdır. Bu aşamada evlenilecek kişilerde tabiat uyumu, yaşam haritasındaki bütünleşiklik veya paralellik, denklik, ruhsal uyum, kişiler üzerindeki metafizik etkenler gibi bir çok şeyin hesap edilerek evlilik adımı atılmalıdır. Bunu da ancak havas ilmini bilen bir kimse yapabilir. Evlenmeden önce bu ön şartlara dikkat etmeyenlerin, yani bir havas uzmanına uğramayanların yolu bir süre sonra evlilik terapistlerine, yada mahkemelere düşecektir. Tabi bir de hastahane ve hapishane yolları da var. www.suleymanasaf.com

Evlilik sürecinde de yaşanan bir çok fiziksel yada metafiziksel problemin çözüm merkezlerinden biri, belki de en önemlisi yine havas ilmini bilen ve ona göre yön verip çalışma yapan kişilerdir. Yani sizlersiniz.

 (Devamı Gelecek…)           

Share Button

Havas İlmiyle Alakalı Bilinmesi Gerekenler

Havas İlmi tek bir ilim dalı değil, tüm ilim dallarının özünün alınıp harmanlandığı geniş bir yelpazenin adıdır. Matematik, geometri, fizik, kimya, biyoloji, tıp, farmakoloji, psikiyatri, psikoloji, coğrafya, tarih, astronomi, jeoloji gibi ilim dallarını ve ilahiyatı kapsar. www.suleymanasaf.com Örneğin coğrafyayı astrolojiyle birleştirmeden insanlar hakkında doğru varsayımlara ulaşamazsınız. Çünkü doğup büyüdüğümüz coğrafik şartlar da en az burçlar kadar insan doğası ve kişiliği üzerinde etkilidir.

Havas ilminde ilk adım branşlaşmaktır. Örneğin astroloji bir branş dalıdır. Rukyecilik ayrı bir branştır. Metafizik alem ise başlı başına bir uzmanlık alanı gerektirir. Bunların dışında bioenerji, genel şifacılık, nümeroloji (cifir ve vefk ilimleri) de havas ilminin branşları arasındadır. Tüm bu branşlarda uzmanlaşmak için zamana ve ciddi eğitime ihtiyaç vardır. www.suleymanasaf.com Tüm bu alanları bildikten sonra havas ilminde içtihat derecesine çıkabilir ve ledünni ilme mazhar olursunuz.

Tasavvuf ilmi havas ilminin alt kollarındandır. Belki de en önemli merkez tasavvuftur. Çünkü havas ilminde asıl amaç fizik ve metafiziğin, ilim ve bilimin birleştirilip bir alanda kullanılmasıdır. Bunun yolu da beyin ve ruh bütünlüğünü sağlamaktan geçer.  www.suleymanasaf.com

Cincilik, hüddamcılık, majisyenlik, efsunculuk ve spirütalizzm  asla havas ilminin ana konuları arasında yer almaz. Çünkü bunlar ilerlemeden çok esaret temellidir. Havas ilmi ise insanı her türlü zihinsel ve ruhsal esaretten kurtarıp madden ve manen ilerlemeyi amaçlar.  Biz bunlara “havas ilminin çöplüğü” diyoruz. www.suleymanasaf.com

Havasçı olmanın temel şartı beynimizi ve ruhumuzu her türlü negatiflik, süfliyat ve engellerden arındırmaktan geçer. Suleymanasaf.com Buna biz metafizik zincirleri kırıp beyni ve ruhu serbest bırakmak diyoruz. Bunu başardığımız zaman beynimizin kapıları fiziksel evrene, ruhumuzun kapıları lahuti ve metafiziksel evrene açılır.

Share Button

Kimler Cinleri Görebilir ve Duyabilir?

Cinleri görmek ve duymak için gerekli olan şey bizde gizli tutulan metafizik iletişim kanallarının açılmasıdır. Bunun iki yolu vardır. Birincisi milyonda bir görülen kendiliğinden açılan metafizik iletişim kanallarıdır. Diğeri ise herkesin yapabileceği belirli çalışmalarla bu kanalları açmaktır.

Kendiliğinden açılması ya doğuştan olur, ya ağır bir metafizik tasallut geçirmekle (hastalık yoluyla) olur yada başka bir şey için yapılan çalışmalar sırasında tesadüfen olur.

Doğuştan olanlar da ya genetiktir, yada anne karnında iken anneye veya fetusa cinlerin musallat olması sebebiyle, yani yine hastalık sebebiyle olur.

Çalışmalar da iki türlüdür. Ya süfli (şeytani) olur yada ulvi(rahmani). Kitaplarda yazılı olan riyazat, mendel, hüddam vb çalışmaların tamamına yakını görünüşte ulvi olsa da aslında sonuç itibariyle süfli çalışmalardır. Mutlaka bir rehber eşliğinde yapılmalı, gelen veya görülen varlıkların ulvi mi süfli mi olduğu kontrol ettirilmelidir.

Ulvi çalışma yolu ise tasavvufi terakkiyle (maneviyatın ve ruhun güçlendirilmesi yolu ile) yapılan çalışmalardır. Burada dikkat edilecek husus mürşit (rehber) olarak seçilen kişinin gerçekten mürşit olmasıdır. Yoksa bunun sonucunda da Allah korusun ciddi tehlikeler vardır.

Ulvi ve süfli yolun dışında bir de doğal çalışmalar vardır. Bu çalışmalarda ilahiyat (dini formüller), maji (şeytani büyü yolları) veya kadim inançların formülleri yoktur. Amaç yalnızca beden ve ruhun arındırılıp boyular arası iletişim kurmaktır. Bunda da rehber eşliğinde olmazsa süfli varlıkların gelmesi mümkündür.

Hangi yolla olursa olsun cinlerle iletişim kurmayı amaçlayan kişinin mutlaka bir rehberi olması gerekir. Bu rehberin cinler alemine vakıf olması, insanların metafizik yönlerini bilmesi ve görmesi gerekir. Bunun için rehber ya maneviyat ehli bir veli, yada ilim ehli bir alim olmalıdır. Her iki durumda da metafizik alemde söz sahibi olmalıdır. Gerektiği zaman kişiye ve cinlere müdahele edebilmeli, olası problemlerin önüne geçebilmeli, ve oluşmuş problemleri çözebilmelidir. Aksi durumda bu işe heves etmiş kişinin hem kendisi tedavi edilemez metafizik rahatsızlıklara yakalanır, hemde bu işten ailesi bile zarar görebilir.

Share Button

Cinlerle Bilinçli İletişim Kurulabilir mi?

Bir önceki yazımızda tüm evrenin gerek fiziksel gerek metafizik boyutta birbiriyle bilinçsiz iletişim halinde olduğundan bahsetmiştik. Şİmdi konuyu biraz daha özelleştirip “cinlerle bilinçli iletişim” konusunu işleyelim.

Defalarca vurguladığımız gibi cinler tam metafizik değil, yarı metafiziki canlılardır. Örneğin melekler fiziki yapıdan amamen uzak nurani varlıklar iken cinler saydam fiziki maddelerle bütünleşmiş ışınsal enerjik varlıklardır. Bir cam içine yüklenmiş elektronlar olarak da varsayabiliriz. Dolayısıyla iletişim noktasında meleklere göre biraz daha kolay varlıklar diyebiliriz. (www.suleymanasaf.com)

Bu kolaylık sözü bizi aldatmasın. Çünkü insan beynine bağlı olan duyuların otomatik çalışma şekli fiziksel varlıkları algılamak ve tepki vermek üzere yaratılmıştır. Fakat sistemin gerisinde yapılacak oynamalarla yarı metafiziksel ve tam metafiziksel varlıklarla da iletişim mümkündür. Yani kodlarla biraz oynamak ve otomatikten alıp manuele geçmek gerekir. Bu da aslında çok tehlikelidir ve işi bilmiyorsanız felaketlere sebep olabilir. Bir daha otomatik sisteme geçemeyebilirsiniz. O sebeple bu tür kodlama ayarlarının mutlaka uzman biri eşliğinde yapılması gerekir. Yoksa kitaplarda yazan riyazatlar, mendeller, formüllerle çalışırsanız, konuda uzman da değilseniz ve cinler de bunun farkına varırsa… Allah korusun… (www.suleymanasaf.com)

Metafizik varlıklarla iletişime geçmenin en sağlıklı yolu kendimizdeki metafizik boyutu aktif etmektir. Zira insan sadece fiziksel evrenin değil aynı zamanda metafizik alemin de prototipidir. Bizde beyin, kalp, organ ve damarların dışında metafiziksel olarak akıl, ruh ve nefiste vardır. Yani bir bedende iki boyut bir arada var edilmiş ve varlıklarını sürdürmektedir. Tıpkı fiziksel bedenimizde olduğu gibi metafiziksel bedenimiz olan ruhumuzun da gözleri, kulakları, hisleri vardır.İnsan gayre ederse bunları da aktif hale getirebilir. Haramlardan sakınmak, helalleri ve ibadetleri yerine getirmek metafizik bünyemizi beslemek ve gelişirmek için vardır. (www.suleymanasaf.com)

Peki yeterli mi?

Elbette hayır. Aslolan fiziksel sistemimizle metafiziki sistemimizi entegre etmek, yani bütünleştirmektir. Bu bütünleşmeyi sağladığımız zaman, sağlıklı bir şekilde tüm alemlerle bilinçli ve sağlıklı olarak iletişim kurabiliriz. Bilim ve ilahiyat, ilahiyatta şeriat ve tasavvuf, tasavvufta ilim ve hakikat birleşimi sağlanabilirse tam ve sağlıklı bütünleşmeye ulaşabiliriz. (www.suleymanasaf.com)

Buraya kadar bahsettiklerimiz sağlıklı iletişimin yol ve şartıydı. Bir de bunun tehlikeli olan kısmı vardır. O da metafiziksel kodlarımızla yasak ve yanlış formüllerle oynamaktır. Eğer metafiziksel bedenimiz olan ruhumuzu yeterince beslememiş, hatta yanlış beslemeyle (haramlarla) yıpratmışsak, ve buna rağmen metafizik alemle bağlantı kurmaya çalışmışsak o zaman muhatabımız süfli varlıklar, fiziksel dengesizlikler ve metafiziksel problemler başlayabilir. (www.suleymanasaf.com)

İlla da ben buna rağmen iletişim kurmak istiyorum diyorsanız o zaman size tavsiyemiz bir uzamanın refakatinde bu tür çalışmaları yapmanızdır. Onun telkın ve öğretilerine dikkat etmeli, dur dediği yerde durmalı, ve iletişim kurduğunuz varlıkların ulvi mi süfli mi olduğunu kontrol ettirmelisiniz. (www.suleymanasaf.com)

Share Button

Cinlerle İletişim Münkün mü?

İletişim ses, görüntü, temas yada his yoluyla ekileşimde bulunmak demektir. Bu noktada aslında evrende var olan her şey birbiriyle biliçli yada bilinçsiz olarak iletişim halindedir. Çünkü kainattaki (evrendeki) tüm varlıklar aralarındaki bu iletişim ve etkileşim sayesinde oluşan dengeyle varlıklarını sürdürmektedir. (www.suleymanasaf.com) Evrenin çok uzak, hatta bilimsel olarak milyarlarca ışık yılı uzaklıktaki bir bölgesinde bulunan galaksilerin manyetik dengesi bizim galaksimizi, hatta bizzat bizi etkilemektedir. Orada bozulacak yada oluşacak bir denge belki yıllar sonra galaksimizi, dünyamızı, hatta bizi etkileyecektir.

Bunu daha da basit bir tarzda anlatalım.

İnsanın tüm kainatın prototipi olarak yaratıldığını daha önceki yazılarımızda da belirtmiştik. Buna göre aşağıdan yukarıya doğru ayaklarımızın altı dünyayı, kafamızın içi ise Arşı Âlâ’yı temsil eder. Bacak ve gövdemiz 7 kat semanın prototipidir. İç organlarımızın galaksileri temsil etiğini varsayarsak damarlarımız tüm evrendeki iletişim ağını, kanımız ise dengeyi sembolize eder.

Diyelimki kara ciğerimizde bir rahatsızlık var. Bu hemen ve direk olarak diğer organlarımıza zarar vermez. Ancak ciğerde oluşan hastalığın ne olduğu ve şiddetine bağlı olarak zamanla tüm vücudumuzu etkiler. Yani tüm beden karaciğerle iletişim halindedir. Sonrasında tüm bedeni saran hastalık (eğer tedavi edilmez ve iyileşmezse) ölüme sebep olur. İşte evrendeki kıyamet de aynen böyle oluşacaktır (Allahu A’lem ma sıtka)

Özetle anlatmaya çalıştığımız etkileşime dayalı bu iletişime “bilinçsiz iletişim” diyoruz. Birde 5 duyumuzla karşılıklı olarak ve bilinçli bir şekilde kurduğumuz etkileşim vardır ki buna “bilinçli iletişim” denir.

Bizler cinler de dahil olmak üzere tüm varlıklarla zaten bilinçsiz iletişim halindeyiz. Asıl merak edilen bizim onlarla bilinçli ve karşılıklı olarak ileişim kurup kuramayacağmız konusudur.

Aslında onlar bizlerle bilinçli olarak iletişim içindedirler. Yani bizi görür, duya, bize dokunur ve hatta zarar verebilirler. Peki biz onları görüp duyabilir ve karşılık konuşabilirmiyiz?

Devamı bir sonraki yazımızda….

Share Button

Bismillahirrahmanirrahim

Öne çıkarılmış

Es-Selamu Aleyna ve Ala Ibadıllahis-Salihiıyn

Evrenin yaratıldığı günden bu yana yaratılmışların (melekler ve insanlık öncesi yaşayan insansı (yaptıklarından sorumlu) varlıklar dahil) uğraştığı bir ilim dalı vardır. Bu ilim, gizemlerin çözülmesi ve gizemli şeylerin yapılmasını sağlayan Havas İlmidir. Bu gizem çoğu zaman paranormal olayların çözülmesi ve paranormal hadiselerin oluşturulması temellidir.

Peki paranormal (normal ötesi) nedir? Ve neye denir?

Çok tanımı olmakla beraber paranormal, normal yollardan o zaman ve mekan diliminde bilinmesi ve yaşanması imkansız olanı bilmek ve yapmaktır. Bunların büyük bölümü zamanla normale dönüşebilen ve göreceli şeylerdir. Mesela bundan 150 yıl önce uzaya gitmek paranormal bir olayken artık normalleşmiştir. Yada telefonun icadından önce uzak mekanlardan anlık haber almak mümkün değilken şu anda normal bir olay halini almıştır.

Bazıları da paranormali “normal yollardan elde edilemeyen şeyler” olarak tanımlar. Buna cevap olarak şöyle diyebiliriz. İnsanın içini gösteren ve tüm iç organları bilmemize yarayan ultrason veya MR cihazı normal mi?

Bizim görüşümüz, paranormalin zamanla normale dönebileceği, bazıları için paranormal olanların başkaları için normal olabileceği, yada tam tersinin olabileceğidir. Ayrıca paranormallik bilimden uzak ve ayrı demek değil, bilimle içiçe olabilecek ancak henüz deneyimsellenmemiş şeylerdir.

Kuranı Kerimin ve onun en büyük ve aslında tek öğretmeni olan Hz. Muhammed’in öğrettiklerinden anlıyoruz ki, kıyamet yaklaştıkça paranormal olan bir çok şey normale dönecek ve bilim – din ikilisi tüm paranolmallikleri normalleştirecektir.

İşte tam da bunun için, tek din olan islamla bilim tarih boyunca hep tefrika edilmiş ve birbirine düşman gibi gösterilmiştir. Kim tarafından mı?
Süfli varlıklar ve Kabalist Yahudiler tarafından.

Asıl konumuza dönersek, bahsedeceğimiz Havas İlmi tarihte hiçbir zaman tam olarak ortaya çıkmamıştır. Ortaya çıkmaya başladığı, yada bilim – din ikilisi birleştiği zaman Müslümanlar Bağdat, Buhara, Endülüs gibi bir çok yerde ileri seviyede bilim, sanat, tıp vb çok büyük ilerlemeler sağlamış ama ömürleri uzun sürmemiştir.

Yada Ad, Semüd vb kavimlerde olduğu gibi bu ilerleme insanları asıl amaçlarından uzaklaştırıp maddileştirmiş, dini terk edip putlaşmaya ve putlaştırmaya başlamış ve İlahi ceza ile yok edilmişleridir.

Bu ikisini birleştirip en ileri seviyeye ulaşan sembol insan Süleyman (a.s) peygamber olmuştur. Rüzgara, hayvanlara cinlere hükmetmesinin salt harikuladelikler içeren birer mucize olarak görülmesi mümkün değildir. Bu konu ayrıca ele alınacaktır.

Bu ilmi en ileri seviyede kullanan diğer bir peygamber Musa a.s dır. Musa a.s bu ilmi ve ilmin sırlarını toplamış ve gizli sanduka hatta farklı sandukalar içine yerleştirip saklamıştır. Sonrasında bunun bir kısmı mı yoksa tamamı mı ele geçirilmiş bilinmez ama bu sandukalardan biri yada birkaçı, belki tamamı ele geçirilmiş ve Yahudiler bu ilmi en iyi kullanan kavim olmuştur.

Bundan sonraki süreçte, maalesef havas İlmine en iyi vakıf olanlar Kabalist Yahudiler olagelmiş ve olmaya da devam etmektedirler. İşte bu ilmin de esrarıyla bugün bir avuç Yahudi tüm dünya ya hükmetmektedir. Bu hükmün ellerinden gitmemesi için tarih boyunca her şeyi yapmışlar, ne zaman ki buna yaklaşılsa, bu sırlar ortaya çıkmaya başlasa hemen müdahele edip ilerleyen topluluk yada kişileri ortadan bir şekilde kaldırmışlardır.

Buna yukarda bazı örnekler vermiştik. Şahıs bazında en iyi örnek İmamı Gazali r.a dir. Bu büyük alim çok genç yaşta vefat etmiştir. Küçük yaşından itibaren türlü ilimlerle meşgul olmuş, 30 lu yaşların sonunda İlimlerdeki esrarı çözüp Havas İlmine vakıf olmuş ve çok kısa zamanda her alanda rüsuh sahibi, söz sahibi bir alim olmuştur. Gerek halk gerekse devlet nezdinde muteber bir alim haline gelmiş ve çok kısa zamanda büyük eserler ortaya koymuştur. Ancak ömrü kısa sürmüş ve genç yaşta (51-53) vefat etmiştir. Vefat sebebi hakkında çok görüş olmakla beraber bizce malum olduğu üzere Süfli varlıkların etkisiyle zayıf düşmüş ve onların da eliyle Şehit olmuştur.

Caferi Sadık, İbni arabi, Ak Şemsettin gibi alimler de sırra vakıf olmuşlar ve sırrı çevrelerine açıklamışlarıdır. Öyle ki bu ilimler sayesinde bu şahıslar ve bunlar gibi niceleri bir çok maddi ve manevi keşfe imza atmışlardır. Mikrobun bulunması, geleceğin sırlarının ifşası gibi bazı herkesçe malum olan şeyler hep bu ilimler sayesindedir.

Bu büyük alimlerin bıraktıkları eserler bir şekilde ya tamamen ortadan kaldırılmış, ya tahrif edilmiş yada onların adına yalan yanlış kitaplar yazdırılarak gerçek ilimle meşgul olunması engellenmiştir.

Kuranı Kerim nuru ve hakikatinin er yada geç bu esrarı ortaya çıkaracağını ve bunu engelleyemeyeceğini anlayan Süfliyat (ins ve cin şeytanları) taktik değiştirmişler ve yeni bir metoda başvurmuşlardır. Bunda da maalesef en çok cahil Tekke dervişlerini, yarım molla tekke şeyhlerini, para heveslisi cahilleri ve de güya Müslüman olmuş dönmeleri kullanmışlardır.

Bu taktik Havas İlmini cincilik ve üfürükçülük girdabına sokmaları, havas ilminden bir katre bile olmayan bu işe de dua adı altında birçok efsun, büyü, sihir, tılsım gibi gayrı islami formülleri sokmak şeklindedir. Günümüzde elimizde olan sözde Havas Kitaplarına birazcık baktığınız zaman bunu aşikare görmek mümkündür.

Bundan sonraki süreçte sadece süfliyatla değil, elindeki üç kağıdını kaybeden sözde hoca, medyum, cinciler vs ile de mücadele etmemiz gerekeceğini tahmin ediyorum. Ancak Niyetimiz halis olduğu için Neticenin selamet olacağına inancımız tam Elhamdülillah. Gayre bizden, destek sizden Tevfik (başarı) ALLAH’tan olacak İnşallah.

Burada bazı hususları dikkatinize arz ediyorum.

1- Elbette yapacağımız bütün çalışmayı burada yayınlamayacağız. Sadece Havas İlmi meraklılarına, yada bu yolla derdine derman, hastalıklarına şifa arayanlara yol gösterecek ve rehber olacak kadar kısmını burada yayınlayacağız. Geri kalanı tek nüsha kitap halinde, bu işlerde samimiyet ve gayretle uzun yıllardır emek veren bir kardeşimize (Şimdilik ismi saklı) teslim edeceğiz. Sonrasında o uygun gördüğü kişilere yine birer nüsha olarak verecektir.

2- Sitemizde yayınlanacak olan bilgilerden yalnızca üye olanlar istifade edebilecek, yorum yapabilecektir. Üyelik ücretsizdir.

3- Sitemiz kesinlikle bir hocalık pazarlama sitesi değildir. Hiçbir üyemiz zahmet edip de yardım istemesin. Bu konuda zaman ve imkanımız yoktur. Yorumlar kanalıyla başka üyelere kendini pazarlamaya çalışan üyeler derhal engellenip silinecek ve banlanacaktır.

4- Tıp, alternatif tıp, astroloji, numeroloji, fizyonomi, bio enerji, tasavvuf ve klasik havas ilmi alanında bilgi ve tecrübesi olanlar sitemizde (ücretlerini alarak) makale yazabilirler. Ancak yazılacak makalelerin kopyala yapıştır, alıntı, çalıntı değil, özgün olma şartı vardır. Makale yayınlanmadan önce incelenecek ve uygun görülürse izin verilecektir.

5-     Sizlerden son ricamız, zaman zaman sitemizde ve sitemizi destekleyen sosyal ağlarda yayınlanacak olan reklamlara ilgi ve alaka göstermenizdir. Bu reklamlardan elde edeceğimiz küçük gelirlerle sitemizi daha iyi hale getirmeye, proteck ve ilerlemesini sağlamaya çalışacağız.

6-     Bir diğer ricamız da sitemizi sosyal ağlarınız ve kendi sitelerinizde link olarak verip yayılmasına katkı sağlamanızdır.

Share Button