Kimler Cinleri Görebilir ve Duyabilir?

Cinleri görmek ve duymak için gerekli olan şey bizde gizli tutulan metafizik iletişim kanallarının açılmasıdır. Bunun iki yolu vardır. Birincisi milyonda bir görülen kendiliğinden açılan metafizik iletişim kanallarıdır. Diğeri ise herkesin yapabileceği belirli çalışmalarla bu kanalları açmaktır.

Kendiliğinden açılması ya doğuştan olur, ya ağır bir metafizik tasallut geçirmekle (hastalık yoluyla) olur yada başka bir şey için yapılan çalışmalar sırasında tesadüfen olur.

Doğuştan olanlar da ya genetiktir, yada anne karnında iken anneye veya fetusa cinlerin musallat olması sebebiyle, yani yine hastalık sebebiyle olur.

Çalışmalar da iki türlüdür. Ya süfli (şeytani) olur yada ulvi(rahmani). Kitaplarda yazılı olan riyazat, mendel, hüddam vb çalışmaların tamamına yakını görünüşte ulvi olsa da aslında sonuç itibariyle süfli çalışmalardır. Mutlaka bir rehber eşliğinde yapılmalı, gelen veya görülen varlıkların ulvi mi süfli mi olduğu kontrol ettirilmelidir.

Ulvi çalışma yolu ise tasavvufi terakkiyle (maneviyatın ve ruhun güçlendirilmesi yolu ile) yapılan çalışmalardır. Burada dikkat edilecek husus mürşit (rehber) olarak seçilen kişinin gerçekten mürşit olmasıdır. Yoksa bunun sonucunda da Allah korusun ciddi tehlikeler vardır.

Ulvi ve süfli yolun dışında bir de doğal çalışmalar vardır. Bu çalışmalarda ilahiyat (dini formüller), maji (şeytani büyü yolları) veya kadim inançların formülleri yoktur. Amaç yalnızca beden ve ruhun arındırılıp boyular arası iletişim kurmaktır. Bunda da rehber eşliğinde olmazsa süfli varlıkların gelmesi mümkündür.

Hangi yolla olursa olsun cinlerle iletişim kurmayı amaçlayan kişinin mutlaka bir rehberi olması gerekir. Bu rehberin cinler alemine vakıf olması, insanların metafizik yönlerini bilmesi ve görmesi gerekir. Bunun için rehber ya maneviyat ehli bir veli, yada ilim ehli bir alim olmalıdır. Her iki durumda da metafizik alemde söz sahibi olmalıdır. Gerektiği zaman kişiye ve cinlere müdahele edebilmeli, olası problemlerin önüne geçebilmeli, ve oluşmuş problemleri çözebilmelidir. Aksi durumda bu işe heves etmiş kişinin hem kendisi tedavi edilemez metafizik rahatsızlıklara yakalanır, hemde bu işten ailesi bile zarar görebilir.

Share Button

Cinlerle Bilinçli İletişim Kurulabilir mi?

Bir önceki yazımızda tüm evrenin gerek fiziksel gerek metafizik boyutta birbiriyle bilinçsiz iletişim halinde olduğundan bahsetmiştik. Şİmdi konuyu biraz daha özelleştirip “cinlerle bilinçli iletişim” konusunu işleyelim.

Defalarca vurguladığımız gibi cinler tam metafizik değil, yarı metafiziki canlılardır. Örneğin melekler fiziki yapıdan amamen uzak nurani varlıklar iken cinler saydam fiziki maddelerle bütünleşmiş ışınsal enerjik varlıklardır. Bir cam içine yüklenmiş elektronlar olarak da varsayabiliriz. Dolayısıyla iletişim noktasında meleklere göre biraz daha kolay varlıklar diyebiliriz. (www.suleymanasaf.com)

Bu kolaylık sözü bizi aldatmasın. Çünkü insan beynine bağlı olan duyuların otomatik çalışma şekli fiziksel varlıkları algılamak ve tepki vermek üzere yaratılmıştır. Fakat sistemin gerisinde yapılacak oynamalarla yarı metafiziksel ve tam metafiziksel varlıklarla da iletişim mümkündür. Yani kodlarla biraz oynamak ve otomatikten alıp manuele geçmek gerekir. Bu da aslında çok tehlikelidir ve işi bilmiyorsanız felaketlere sebep olabilir. Bir daha otomatik sisteme geçemeyebilirsiniz. O sebeple bu tür kodlama ayarlarının mutlaka uzman biri eşliğinde yapılması gerekir. Yoksa kitaplarda yazan riyazatlar, mendeller, formüllerle çalışırsanız, konuda uzman da değilseniz ve cinler de bunun farkına varırsa… Allah korusun… (www.suleymanasaf.com)

Metafizik varlıklarla iletişime geçmenin en sağlıklı yolu kendimizdeki metafizik boyutu aktif etmektir. Zira insan sadece fiziksel evrenin değil aynı zamanda metafizik alemin de prototipidir. Bizde beyin, kalp, organ ve damarların dışında metafiziksel olarak akıl, ruh ve nefiste vardır. Yani bir bedende iki boyut bir arada var edilmiş ve varlıklarını sürdürmektedir. Tıpkı fiziksel bedenimizde olduğu gibi metafiziksel bedenimiz olan ruhumuzun da gözleri, kulakları, hisleri vardır.İnsan gayre ederse bunları da aktif hale getirebilir. Haramlardan sakınmak, helalleri ve ibadetleri yerine getirmek metafizik bünyemizi beslemek ve gelişirmek için vardır. (www.suleymanasaf.com)

Peki yeterli mi?

Elbette hayır. Aslolan fiziksel sistemimizle metafiziki sistemimizi entegre etmek, yani bütünleştirmektir. Bu bütünleşmeyi sağladığımız zaman, sağlıklı bir şekilde tüm alemlerle bilinçli ve sağlıklı olarak iletişim kurabiliriz. Bilim ve ilahiyat, ilahiyatta şeriat ve tasavvuf, tasavvufta ilim ve hakikat birleşimi sağlanabilirse tam ve sağlıklı bütünleşmeye ulaşabiliriz. (www.suleymanasaf.com)

Buraya kadar bahsettiklerimiz sağlıklı iletişimin yol ve şartıydı. Bir de bunun tehlikeli olan kısmı vardır. O da metafiziksel kodlarımızla yasak ve yanlış formüllerle oynamaktır. Eğer metafiziksel bedenimiz olan ruhumuzu yeterince beslememiş, hatta yanlış beslemeyle (haramlarla) yıpratmışsak, ve buna rağmen metafizik alemle bağlantı kurmaya çalışmışsak o zaman muhatabımız süfli varlıklar, fiziksel dengesizlikler ve metafiziksel problemler başlayabilir. (www.suleymanasaf.com)

İlla da ben buna rağmen iletişim kurmak istiyorum diyorsanız o zaman size tavsiyemiz bir uzamanın refakatinde bu tür çalışmaları yapmanızdır. Onun telkın ve öğretilerine dikkat etmeli, dur dediği yerde durmalı, ve iletişim kurduğunuz varlıkların ulvi mi süfli mi olduğunu kontrol ettirmelisiniz. (www.suleymanasaf.com)

Share Button

Cinlerle İletişim Münkün mü?

İletişim ses, görüntü, temas yada his yoluyla ekileşimde bulunmak demektir. Bu noktada aslında evrende var olan her şey birbiriyle biliçli yada bilinçsiz olarak iletişim halindedir. Çünkü kainattaki (evrendeki) tüm varlıklar aralarındaki bu iletişim ve etkileşim sayesinde oluşan dengeyle varlıklarını sürdürmektedir. (www.suleymanasaf.com) Evrenin çok uzak, hatta bilimsel olarak milyarlarca ışık yılı uzaklıktaki bir bölgesinde bulunan galaksilerin manyetik dengesi bizim galaksimizi, hatta bizzat bizi etkilemektedir. Orada bozulacak yada oluşacak bir denge belki yıllar sonra galaksimizi, dünyamızı, hatta bizi etkileyecektir.

Bunu daha da basit bir tarzda anlatalım.

İnsanın tüm kainatın prototipi olarak yaratıldığını daha önceki yazılarımızda da belirtmiştik. Buna göre aşağıdan yukarıya doğru ayaklarımızın altı dünyayı, kafamızın içi ise Arşı Âlâ’yı temsil eder. Bacak ve gövdemiz 7 kat semanın prototipidir. İç organlarımızın galaksileri temsil etiğini varsayarsak damarlarımız tüm evrendeki iletişim ağını, kanımız ise dengeyi sembolize eder.

Diyelimki kara ciğerimizde bir rahatsızlık var. Bu hemen ve direk olarak diğer organlarımıza zarar vermez. Ancak ciğerde oluşan hastalığın ne olduğu ve şiddetine bağlı olarak zamanla tüm vücudumuzu etkiler. Yani tüm beden karaciğerle iletişim halindedir. Sonrasında tüm bedeni saran hastalık (eğer tedavi edilmez ve iyileşmezse) ölüme sebep olur. İşte evrendeki kıyamet de aynen böyle oluşacaktır (Allahu A’lem ma sıtka)

Özetle anlatmaya çalıştığımız etkileşime dayalı bu iletişime “bilinçsiz iletişim” diyoruz. Birde 5 duyumuzla karşılıklı olarak ve bilinçli bir şekilde kurduğumuz etkileşim vardır ki buna “bilinçli iletişim” denir.

Bizler cinler de dahil olmak üzere tüm varlıklarla zaten bilinçsiz iletişim halindeyiz. Asıl merak edilen bizim onlarla bilinçli ve karşılıklı olarak ileişim kurup kuramayacağmız konusudur.

Aslında onlar bizlerle bilinçli olarak iletişim içindedirler. Yani bizi görür, duya, bize dokunur ve hatta zarar verebilirler. Peki biz onları görüp duyabilir ve karşılık konuşabilirmiyiz?

Devamı bir sonraki yazımızda….

Share Button